Güncel Dil Sorunları

DİL KİRLENMESİ*

Biz bu yazımızda gün geçtikçe bilinçsizce tahrip edilen dilimiz, Türkçemiz üzerinde duracağız.

İletişim araçlarının gelişimiyle ülkemizde de bir çok özel televizyon ve radyo yayına başladı. Günlük gazete ve dergiler toplumun bütün birimlerine daha kolay ulaşır oldu. Buna paralel olarak da toplum eskisine oranla daha fazla bu iletişim araçlarının etkisinde kalmaya başladı. Her hangi bir yerde bir araya gelen iki kişinin akşam TV'de izlediği bir programdan söz ettiğine tanık oluyoruz. Bu toplumumuzun artık moda tabirle "medyatik" hale geldiğini gösteriyor.

Teknolojinin birer nimeti olan iletişim araçlarının,  bilinçsiz olarak kullanıldığı takdirde birer canavar haline gelebileceğini hiç bir zaman hatırdan uzak tutmamalıyız. Bu "canavarlık" tehlikesini biz kültürümüzün en önemli ve köklü kurumu olan dilimiz üzerinde görmekteyiz.

Dilimiz bu araçların etkisiyle iyice kirlenmektedir. Özel TV yasası çıkmadan kurulan bu kurumlarda yayın denetleme birimleri tam olarak oluşturulamamış   ve böylece dil de gelişigüzel kullanılmıştır. Yarı İngilizce yarı Türkçe bir çok kelime ve deyim bilinçsizce topluma sunulmuştur. Buna bir de bazı yazarların yabancı kelimeleri kullanma tutkuları eklenince iş büsbütün çığırından çıkmış, dilimiz, kimliği belli olmayan bir yığın kelime ile dolmuştur. 

Türkçe bu gün birkaç tehlike ile karşı karşıya bulunmaktadır.

1. Yabancı dillerden gelen sözler: Türk dili tarih boyunca etkilenimde bulunduğu medeniyetlerden ve dillerden bir çok kelime alıp vermiştir. Örneğin, Arapça ve Farsçadan bir çok kelime almışız. Balkan toplumlarına sayısı binlerle ifade edilecek miktarda kelime vermişiz. Bu alış-veriş normal ve eşit şartlar altında gerçekleşmiş, dilin ana yapısını o kadar etkilememiştir. Ama bu gün yukarıda sözünü ettiğimiz araçlarla her gün yüzlerce kelime dilimize girmektedir. Bu kelimeleri, Türkçesinin olup olmadığına bakmadan aynen dilimize sokan insanlar, dil bilincinden oldukça yoksundurlar.  Gelişip batı uygarlığı düzeyine çıkma ile,  o ülkelerin dilinden kelime alıp kullanma aynı şeyler olarak algılanmakta, böylece ne kadar yabancı kelime kullanırsak o kadar Avrupalı olacakmışız gibi bir düşünce yaygınlık kazanmaktadır. Bunu dükkanlara yabancı adlar verme psikolojisinde daha somut olarak görebiliriz.

2. Dili gelişigüzel kullanma: Dilin insanlar arası sağlıklı bir iletişim aracı olarak görevini sürdürebilmesi için ana yapısının bozulmaması gereklidir. Her dilin kökleri, ekleri, kendine özgü cümle dizgisi vardır. Bunlarla oynamaya kalkınca dilin organları hastalanmaya yüz tutar. Bu gün Türkçe böyle bir tehlike ile karşı karşıyadır. Özellikle televizyon reklamları ve bir takım arabesk (burada arabeski bir müzik türü olarak kullanmıyorum) müziklerin sözleri dilde esaslı bir kirlilik meydana getirmektedir. Bunun yanında dilde her zaman var olan özel gizli dil argo da artık normal konuşma diline bir yığın kelime vermeye başlamıştır. İnsanlar artık çoğu duygularını argo ile ifade etmekte ve bundan hiç de rahatsızlık duymamaktadırlar. Çünkü neyin argo neyin normal dil olduğu anlaşılmaz hale gelmiştir. Bu kirlilik dil-içi bir kirliliktir ve ileride telafisi çok güç olacaktır. Bunu somutlaştırmak için birkaç örnek vermek istiyorum: kadirizm (Kadir İnanır'ın başrolünü oynadığı dizinin reklam sözcüğü), keşkem, hey corç versene borç/olmaz maykıl bende de yok, kazıklanmak (bir malı çok pahalı fiyata almak anlamında), ineklemek (çok ders çalışmak anlamında) yoğurtmatik (Türkçe köke İngilizce ek getirilerek arabesk bir kelime yapılmıştır.)

Bu iki tehlike dilimizi içten içe kemirmekte, dilimiz hergün biraz daha bozulmakta, kirlenmektedir. Bu aynı zamanda düşünme aygıtımızın kirlenmesi demektir. Doğru düşünmek için doğru yazmak, doğru konuşmak  zorundayız.

---

*Türksesi Gazetesi, 14 Temmuz 1995, sayfa 2 (Trabzon)