4/ul>

Haberler

 

   TÜRKOLOJİNİN GÜNCEL SORUNLARI

Değerli Grup Üyeleri,

Grubumuzu oluştururken sizinle paylaştığız ortak sorun ve kaygılar neticesinde bu öbeğin kurulmasına karar verilmiştir. Çıkış beyannamemizde de belirttiğimiz gibi: "Sosyal bilimlerde artık olgu, olay ve süreçleri incelerken meseleyi kendi bağlamı içerisinde  disiplinler arası bir yaklaşımla ele alma zarureti ortadadır. Bu manada yöntem bilgisindeki gelişmeler malumunuzdur. Türklük bilimi araştırmaları başlangıcında bu ufku ve bakış açısını  paylaşırken geçen zaman içerisinde  <uzmanlık bilgisindeki artışın da etkisiyle>  dar ihtisasın  körleştiriciliği ile malul olduğu arkadaşlarımızın genel kanaatidir. Grubumuz bu konuda birbirini besleyici, destekleyici ve yöntem açısından irdeleyen bir niteliği ortaya çıkarma arzusundadır.

Bilgi teknolojisi, yakın bir gelecekte bilişim, haberleşme, eğitim… alanlarında köklü devrimler yapacaktır. Bunun için Türklük biliminin farklı alanlarında çalışanların, kendilerini ve alanlarını buna hazırlamaları gerekmektedir. Bu sebeple bilişim imkânlarını mutlaka üst düzeyde kullanmaları lazımdır. Türklük bilgisi öbeği, bu "yenileşme/yenilenme" ihtiyacı duyanları buluşturacak bir yer olacaktır.

Bu öbek,  bilimsel düşünceyi ve objektifliği ilke edinirken, Türklük biliminin aslında   < sosyal bilimlerin tamamında olduğu gibi felsefe,  yöntem, uygulama, operasyonel kullanım  açısından> bir ideolojik perspektifi  olduğu gerçeğinden hareketle Türklüğün manevi değerlerini ihtiramla kabul ederek onu yükseltmek ve geliştirmek için çalışmayı bir görev addeder"

Bu bakış açısıyla Türklük bilimi konusunda sorunları tespit edip çözüm önerilerini tartışıp oluşturmak maksadıyla bir soruşturma/tartışma başlatmak düşüncesindeyiz.

Türklük bilimi araştırmaları, Eski Türk Dili, Yeni Türk Dili, Yeni Türk Edebiyatı, Eski Türk Edebiyatı, Türk Halk Edebiyatı, Türk Halk Bilimi, Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları alanlarında; ayrıca Türk sanatı, dinler tarihi bilim dallarında kısmen sosyoloji saha araştırmalarında çok sınırlı olarak da eğitim bilimleri ve psikoloji çerçevesinde yürütülmektedir.

Avrupa, Rusya, Amerika gibi ülkelerde Şarkiyat [Doğu Bilimleri, Asya Afrika Çalışmaları, İslam Araştırmaları] Bölümü altında Türklük araştırmaları da yapılmaktadır.[Oryantalizm, Batı dışı toplumları siyasal hâkimiyet altına alınması hedefine dönük olarak sosyal bilimlerin kullanımını gerektiği ağırlıkta dikkate alarak, ideolojik aforizmalara ve belagat şehvetine kapılmadan ifrat ve tefrite kaçmadan yerli yerine nasıl oturtabiliriz].

Dil araştırmalarında, Türk dilinin tarihî ve çağdaş lehçeleri ile ilgili çeşitli gramer inceleme ve araştırmaları yapılmakta, özellikle Alman Türklük biliminde 1980'lere kadar Bang ekolü önemli çalışmalara imza atmış, Eski Türkçenin Köktürk ve Uygur dönemi ile ilgili metin ve gramer çalışmaları yapmıştır. Bu arada G. Doerfer ve öğrencileri  saha araştırmaları yapmışlardır. Alman Türklük bilimi ekolü A. von Gabain, G. Doerfer, K. Röhnborn, P. Zieme, L. Johanson gibi önemli isimlerle Türk dilinin metin, gramer, gramer sorunları üzerinde çığır açan çalışmalar yapmıştır.

Halk edebiyatı araştırmalarında derleme ve tarihî-coğrafî metoda bağlı motif incelemesi, tematik konular, ağırlıklı olarak işlenmiştir.  Son dönemde dünyadaki yöntem bilgisindeki gelişmeleri takip edep uygulayabilen bir kadro yetişmiştir. Ağırlıklı olarak performans ve sözlü kompozisyon ve antropoloji, sosyoloji disiplinlerini gözeten yöntem araştırmaları sınırlı da olsa her türde güzel örnek çalışmaları ile ortadadır.

1991 yılında SSCB'nin dağılmasının ardından Türk coğrafyası kolay ulaşılabilir, malzeme temin edilebilir, karşılıklı olarak çalışmalardan yaralanılabilir bir atmosfer oluşmuştur. Bolşevik devriminin ardından varyantlaşmış Kiril harfleri ile oluşturulan ve enstitüler çerçevesinde ayrıştırma ve ayrılıklara vurgu yapan bir kültür ve eğitim politikası takip edilmiştir. Burada ortak bir kültür ve iletişim dili oluşturma gayreti son yıllarda devlet politikasının farklı tercihleri dolayısıyla anlam ve içeriğini hızla kaybetmektedir.

Türk dünyasındaki bu yeniden yapılanma sürecinde imkân ve fırsatlar kadar sorunlar da ortaya çıkmıştır. Tabiî Türklük biliminin bu sorunları yalnızca dünyanın yeniden şekillendiği 1990'lara ait değildir. Bunların bir kısmı eskiden beri devam edegelen sorunlar, bir kısmı eğitim ve kültürel politikaların değişmesi sonucu ortaya çıkan sorunlardır.

Bunlar çok çeşitli ortamlarda, çeşitli tonlarla dile getirilmiştir. Bu dile getirmeler "dost sohbetleri" olarak kalmaya devam ettiği sürece daha da büyüyeceğine, bir süre sonunda içinden çıkılmaz hâl alacağına şüphe yoktur. Bu yüzden, bunları bu büyük Türklük bilimi meclisinde tartışmak, çözüm yolları üzerinde kafa yormak nihayetinde ortak bir TÜRKLÜK BİLİMİNDE SORUNLAR VE ÇÖZÜMLER başlığı altında ortak bir metne ulaşmak umuduyla aşağıdaki konular, sorunlar hakkındaki düşüncelerinizi grupta paylaşmanız dileğiyle bu süreci başlatıyoruz. 

1. Türk dünyasında ortak bir kültür ve iletişim dili nasıl inşa edilebilir?

2. Kurumsal yapılar arasında insandan insana kurumdan kuruma en alt seviyeden ve basamaktan bir ilişki modeli oluşturmanın imkân ve yöntemleri nelerdir? Zira kitleler psikolojik olara duygudaşlıklarını geliştirip kuvvetlendirebilmeleri için iletişim halinde olmaları gerekir

3.Ortak haber ve kültür kanalları hangi lehçede ve tarzda tv, internet radyo veya kitle iletişim mecraları ile nasıl kullanılıp oluşturulabilir?

4. Öğrenci ve öğretim üyesi değişimi nasıl takip edilebilir, sistematik hâle getirilebilir?

5. Ortak kültür faaliyetleri ve anma günlerinin teşviki için neler yapılabilir?

6. Türk tarihçiliği son yıllarda Oğuz eksenli bir algılama ile hareket ettiğinden Türk tarihi bütüncül olarak algılanamamaktadır. Proto-Türk, Hun, Köktürk, Uygur, Karahanlı Gazneli, Selçuklu, Osmanlı, Türkiye Cumhuriyeti akışı ve ağırlığı, dünya kültür mirasına âbideler bırakmış Babürlü geleneğini, Karadeniz'in kuzeyindeki en erken dönemlerinden beri akıp gelen kadim Türk tarihini görüş açısından kaybetmiştir. Keza Çağatay ve ardından Türkistan'daki siyasal gelişmelere yeteri derecede incelenmemiş, bunlar Türk entelektüelinin bilgi dünyasının dışında kalmıştır. Felsefi bir arka planı olmayan dar, çiğ, sığ ideolojik bir bakış, gerçekliği, anakronik olarak kendi dar dünyasından algılama, yargılama ve tutarlı biçimde tahrif etme hastalığını getirmiştir. Bunun neticesinde Türk hükümdarlarının içki içmiş olmasından hicap duyan, cinselliği konduramamak gibi algılamalar oluşmuştur. Tarihte karşılaşılan sorunlar hiçbir farklı sosyal bilim disiplininin yardımcılığına başvurulmadan el yordamıyla ve esnaf ağzıyla "terif eylenmeye" çalışılmaktadır.

Tarihçiliğin dışında da genel Türklük bilgisi alt disiplinlerinde konusuyla ilgili farklı sosyal bilim konularına yönelme ihtiyacı ortadadır.

Türk tarihçiliği ve bu bağlamda Türklük bilgisi, Z. V. Togan ve N. Atsız'ın büyük bir öngörü ve felsefi arka planla temellendirdikleri Türk tarihinde "değişimin boylar ve hanedanların hâkimiyeti olduğu" şeklindeki Türk tarihindeki sürekliliği anlamlandıran perspektif nasıl zenginleştirilebilir. [Bu bakış açısı kısmen günümüz Halk bilim ve dil çalışmalarında mevcuttur]. Çiğ duygusallığa ve yalınkatlığa düşmeden ortak siyasi geleceği inşa edecek bilimsel yöntem ve bakış nasıl kurgulanmalıdır? Kullandığımız yöntemler bir felsefi arka plana oturma zarureti vardır. Öyleyse bu felsefenin temel ilkleri nasıl tarif edilebilir?

7. Türk aydınları ve hatta Türklük bilimi eğitimi almış kişiler arasında dahi Eski Türk Edebiyatı sahası yalnız Osmanlı geleneği ile alakalı bir şey olarak algılanmaktadır. Azeri, Çağatay vb. farklı Türk klasik şiir gelenekleri eşzamanlı olarak öğretilmemektedir. Türklük bilimi eğitiminde bu sahada bütüncül ve eşzamanlı perspektif nasıl hayata geçirilebilir?

8. Özellikle dilbilimde ve paralel olarak felsefede meydana gelen değişiklikler ve kavramsallaştırmalar bizim metin yorumlama ve inceleme geleneğimize çok az yansımıştır. Kahir bir ekseriyetimiz bu dünyada sanki hiç böyle şeyler olmamış gibi davranarak gayet soğukkanlı ve kendinden emin bir biçimde "keçeye pala çalıp testiye kurşun sıkmaktayız" ve yenilik girişimleri "eski köye yeni adet" feveranı ile bastırılmaktadır. Geleneğe ve birikime hürmet etmekle birlikte başka bir şekilde kıyamete kadar bu metinleri değerlendirebilme ihtimali var mı? Fenomenoloji, Hermeneutik, Yapısalcılık, Yeni Eleştiri, Metinlerarasılık vb. felsefi ve edebi eleştiri yöntemlerine en azından bakma gerekliliği ortadadır. Bu kendi içinde ve sahalara özgü olarak tartışılmalıdır.

9. Özel olarak Türk Halk Biliminde, Türk Halk Edebiyatındaki metinlerde anonimlik, sözellik, varyantlaşma, problemleri nasıl ele alınıp değerlendirilmelidir?

10. Türkiye Türklük biliminin en önemli sorunlarından birisi de "eleştirisizlik"tir. Modern bilimin temeli olan "nesnel algılayış" Türkiye Türklük bilimine ne zaman egemen olacaktır? Bu anlamda işimizin kolay olmadığını biliyoruz: Rahmetli Şinasi Tekin, bir yabancı meslektaşına "Türklük bilimi sizin için bir meslektir, fakat bizim için aynı zamanda bir kültür meselesidir" demişti. Evet bizim için Türklük bilimi bir kültür meselesi. Bizim için aynı zamanda bir millî kültür meselesi olan Türklük bilimini sığ ideolojik tercihlere feda etmeyeceğimize göre, bilimin nesnel bakış açısının araştırma ve incelemelerimize hakim olması ve yalnızca 'kültür'e atıf yaparak bilim yaptığını sanan düşüncelerin ayıklanması gerekmez mi? Bu yol ayrımında bundan sonra neler yapılabilir?

11. Eski Türk Edebiyatı metinleri açıklanırken muhakkak surette tasavvuf paradigmasıyla mı bakılmalıdır? İnsanlar beşeri kaygı ve beklentilerle işaret edemezler mi? Zira sosyal tarihin bu konuda ciddi tanıklıkları var. Aşırı bir idealize etme durumu tarihçilikte olduğu gibi burada da söz konusu değil mi?

12. Bir diğer sorun da Türklük bilimi bölümlerinin müfredat programları ile ilgilidir. Üniversitelerimizdeki Türklük bilimi bölümlerinin (Türk Dili ve Edebiyatı, Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları, Türkçe Eğitimi, Tarih…) müfredatı programları ne derece çağdaş bilgi ve yöntemleri öncelemektedir?

13. Türklük bilgisi, bilgi üretimi ve kullanımı açısından uluslararası ilişkiler veya sosyal politika alanlarına verilerini nasıl uygulanabilir bir dile irca ederek aktarabilir?

14. Türkiye'de akademide kullanılan ölçütlerde sosyal bilimlere fen bilimleri mantığıyla bakılmasından kaynaklanan bir garabet söz konusu mudur değil midir?

15. İleri ülkelerde sosyal bilimcilere hür düşünme düzlemi temin edilip, sosyal bilimcinin ortaya koyduğu bilimsel  veriler ülkenin iç ve dış politikasına uygun bir biçimde hizmete dönüştürülür mü dönüştürülmez mi? Cevap evet ise, bizde böyle midir?

16. Bilimde veya sosyal bilimlerde evrensel (veya "üniversal ") ölçütlerden maksat nedir? 17. Sosyal bilimlerin ülkemizde gelişmesinin önünde farklı niyetlerle yapılan engelleme veya dayatmalar söz konusu mudur?

18. Genel olarak üniversitelerin hepsinde filolojiler olmakla beraber, hangi üniversite istihdam ettiği bilim adamı adayının yabancı dil sorununu çözmeye yönelik  rasyonel adımlar atmıştır veya atmaktadır?

19. Üniversitelerin sosyal bilimler alanında mezun olan öğrencilerin mezuniyet sonrası akademik ve diğer alanlarda istihdamları planlanabilmekte midir?

20. Bir gün dersliklerde "Ladies and Gentlemen, We are going to talk about the history of

classical, oral, and modern Turkish literature today" şeklinde bir cümle ile derslerin başlamayacağını kim iddia edebilir ki?

21. Sosyal bilimler alanında çalışan kaç genç araştırmacının yazdığı yazılar SCI kapsamındaki dergilerin editörlerinden "Well, it is very good article but unfortunately it is local. That's way, I think you should publish it in your country." şeklinde bir cevap almıştır? Bilenimiz var mı?

Sonuç olarak sorunları bu sorunları şu ana başlıklar altında toplayabiliriz:

a.     Türklük biliminin felsefesinin ne olması gerektiğine ilişkin sorunlar,

b.    Kabul edilen felsefeye bağlı olarak kullanılacak yöntemlerin tayin ve seçimi nasıl olmalıdır,

c.     Türklük bilgisi eğitiminde karşılaşılan sorunlar,

d.    Türklük bilimci akademik etiğinin kapsam ve mahiyeti,

e.     Dünyadaki bilimsel gelişmelere sırt çevirmeden güncel gelişmeleri takip edebilmeyle ilgili sorunlar,

f.     Eldeki verilerden hareketle sorun çözümüne dönük sosyal planlamalar nasıl olmalıdır?

Başlıkları altında tasnif edebiliriz.

Çözüm önerileri bu ana başlıklar altında sınıflandırmasına dikkat edilerek ele alınırsa daha rahat bir iletişim ortamı oluşturabiliriz.

DÜŞÜNME VE HAREKET NOKTASI İÇİN BAZI TEMEL KAVRAMLAR

1. Bilimlerin Sınıflandırılması:

Felsefe, bilimleri sınıflandırırken -kullandıkları yöntemleri dikkate alarak- genel itibarıyla iki temel yaklaşıma yaslanır. Nicholai Hartman ontolojik yaklaşımında bilimleri yöntemlerine göre sınıflandırma görüşüne katılmayarak kendine özgü <real ve ideal varlık> alanlarına ait bilimler diye ikili bir ayırıma gider.

19. yüzyıl filozoflarından Windelband bilimleri a) rasyonel bilimler (a priori bilimler) b) deneye dayanan bilimler (empirik bilimler) diye ikiye ayırır. Keza hemeneutik kuramın öncülerinden W.Dilthey bilimleri manevi [tinsel bilimler] ve doğa bilimleri olarak ikiye ayırır. Manevi bilimler olgu olarak tekrarlanamayan kendini özgü nitelikleri olan bilimlerdir. Doğa bilimlerinde ise olgu ve olaylar laboratuara ortamında tekrarlanabilen niteliktedir.

Bu itibarla her iki bilimsel alanın kullanacağı yöntemler farklılaşır. Manevi bilimler "anlama"[verstehen] doğa bilimleri "açıklama" [erklären] amacına dönük bir bilimsel etkinliğe yönelir. Manevi bilimlerde olgu ve olayların her biri tekil ve kendine özgüdür, tekrarlanamaz, durumsaldır. Doğa bilimlerinde amaç, zaten var olan olgu durum ve süreçleri izleyerek, ölçerek, yineleyerek bu süreçleri yönlendiren ortak kuralları ortaya koymaktır.

2. Bilgi felsefesi (Epistemoloji):

Bir şeyi bilmenin ne demek olduğundan önce, gerçekten bilinebilecek bir şeylerin var olup olmadığıyla ya da başka bir deyişle " bilme" nin mümkün olup olmadığı sorunuyla işe başlayan felsefe alanıdır. İlgi alanı, bilginin kapsam ve mahiyeti; kaynağı, doğru bilgiye ulaşma ya da bilgi için herhangi bir ölçütün bulunup bulunamayacağı şeklinde sıralanabilir.

3.Değerler Dizisi (Paradigma):

Herhangi bir alanda yerleşik yazılı ve yazılı olmayan tüm kurallar ve uygulamaların bütününe verilen bir isimdir. Paradigma bir başka deyişle bir modelin, bir bakış açısının, kavrayış ve anlayışın adıdır. Bir paradigma, uzun süren deneyimler ve başarısı kanıtlanmış süreçleri içerisinde barındırabilir. Bu, söz konusu paradigmanın her zaman başarılı olacağı anlamına gelmez. Yeni bir paradigma eskisini geçersiz kılacak şekilde tüm kalıpları yıkarak kendi kurallarını koyduğunda artık eskisi için başarılı olabilecek bir zemin kalmamıştır. Belli bir dönemde sorunlara çözüm bulmak, olgu olay ve süreçleri anlamak ve açıklamak için kullanılan kavram ve terimler bütünü.

4.Yöntem

Bir bilimsel olgu veya süreci açıklamak için takip edilmesi gereken yol ve işlemler bütünü.

Değerli katkılarınızı bekler saygılar sunarız.

 Doç. Dr. Ali AKAR  Doç. Dr. Kemal ÜÇÜNCÜ

Türklük Bilgisi Grubu Yöneticileri

 

Google Gruplar
Türklük Bilgisi grubuna kayıt ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et