Makaleler

BİLİŞİM ÇAĞINDA TÜRKÇE

19 ve 20. yüzyılı teknoloji çağı olarak yaşayan dünya, 21. yüzyılı “bilgi”yi merkeze alarak onun değişimi ve ticareti ile bir başka uygarlığa adım atmıştır. Artık teknoloji çağı aşılmış, onun yerini, bilgi üretimi ve değişiminin egemen olduğu “bilişim çağı” almış bulunmaktadır.

Çağımızın en büyük özelliği, küresel bilginin, bilgi taşıyıcı iletişim araçlarıyla klasik zaman ve mekân kavramlarının dışında hızla aktarılması, başka noktalara ulaştırılmasıdır. Bilişim çağının temel kavramı olan bilginin üretildikten sonra yaygınlaştırılması ve başka noktalara iletilmesi “dil”in önemini bir kez daha gündeme getirmiştir. Bilgiyi hangi dille üreteceğiz? Bilgiyi üreten ile tüketenin iletişim sorunları nasıl giderilecek? Bilişim çağının linguage francası olan İngilizce, ulusal dilleri yok edecek mi? Hızla gelişen bilgi teknolojisi yakın gelecekte insanlığı tekdilliliğe doğru mu götürüyor? Küreselleşme ulusal kültürlerin mezarlığı mı olacak? … gibi çok sayıda soru ve sorun bütün dünya aydınlarının tartıştığı kavramlar olarak karşımıza çıkmaktadır. (devamı için tıklayınız)

 CUMHURİYETİMİZİN 75. YILINDA TÜRKÇE

Cumhuriyetimizin 75. yılını kutladığımız şu günlerde, Türkiye Türkçesinin bu süreç içinde gelişim ve değişimi, Cumhuriyet'in kuruluşunda bu husustaki hedeflenen noktalara ulaşılıp ulaşılmadığı hakkında şimdiye kadar çok çeşitli görüşler ileri sürüldü. Bu yazıda, bu 75 yılda dilimizin sosyal bir kurum olarak toplumu şekillendirmesini ve bir millî kültür müessesi olarak geçmişi geleceğe bağlaması noktasında karşılaştığı problemlerini irdeleyeceğiz.

Türkiye Cumhuriyeti devleti, M. K. Atatürk'ün çeşitli yerlerde ve muhtelif vesilelerle söylediği gibi esas olarak millî kültür  üzerine kurulmuş bir devlettir. Bunun en açık delili, Atatürk'ün Türk Dilini Tetkik Cemiyeti ile Türk Tarihini Tetkik Cemiyeti'ni bizzat direktif vererek kurdurması, mirasının bir bölümünü bu kurumlara bırakması, etrafında sürekli dil ve edebiyat bilginlerini bulundurmasıdır.  (devamı için tıklayınız)